Kripto Para Piyasası

Yükleniyor...
USD/TRY 46,69 ↑ %0,00
EUR/TRY 53,27 ↑ %0,00
GBP/TRY 62,35 ↑ %0,00
USD/TRY 46,69 ↑ %0,00
EUR/TRY 53,27 ↑ %0,00
GBP/TRY 62,35 ↑ %0,00
USD/TRY 46,69 ↑ %0,00
EUR/TRY 53,27 ↑ %0,00
GBP/TRY 62,35 ↑ %0,00
USD/TRY 46,69 ↑ %0,00
EUR/TRY 53,27 ↑ %0,00
GBP/TRY 62,35 ↑ %0,00
SON DAKİKA
Eğitim

İşkence merkezlerinde 43 yıl! Suriyeli pilot yaşadıklarını anlattı: Oğlumu ilk kez gördüğümde 16 yaşındaydı

içerik üstü
Reklam
İşkence merkezlerinde 43 yıl! Suriyeli pilot yaşadıklarını anlattı: Oğlumu ilk kez gördüğümde 16 yaşındaydı
İşkence merkezlerinde 43 yıl! Suriyeli pilot yaşadıklarını anlattı: Oğlumu ilk kez gördüğümde 16 yaşındaydı

Eski Suriye Hava Kuvvetleri pilotu Raghid Ahmed Tatari, 1981 yılında dönemin Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad'in Hama'daki sivillere yönelik bombardıman emrini yerine getirmeyi reddettiği gerekçesiyle tutuklandı ve yaklaşık 43 yıl boyunca Suriye rejiminin farklı cezaevlerinde kaldı.

İŞKENCE MERKEZLERİNDE 43 YIL

Tedmur (Palmira), Saydnaya, Adra, Süveyda ve Tartus cezaevlerinde geçen 43 yılın ardından rejimin devrilmesiyle özgürlüğüne kavuşan 71 yaşındaki Tatari, tutuklanma sürecini, cezaevlerinde maruz kaldığı ağır koşulları, Saydnaya ve Tedmur hapishanelerindeki uygulamaları, ailesinden yıllarca ayrı kalmanın acısını ve Suriye'de yaşananlara ilişkin değerlendirmelerini anlattı.

Özgürlüğüne kavuştuğu gün en büyük mutluluğunun cezaevinden çıkması değil, Esad rejiminin yıkıldığını görmek olduğunu belirten Tatari, hakkında yöneltilen resmi suçlamanın gerçeği yansıtmadığını ifade etti.

Tutuklanmadan önce Şam'ın Ebu Rummane semtindeki Ravda Mahallesi'nde yaşadığını belirten Raghid Ahmed Tatari, "Asıl tutuklanma gerekçem, 'askeri emirlere uymamaya teşvik' suçlamasıydı. Tabii mahkemelerde bunu bu şekilde yazmıyorlardı. Çünkü bunu açıkça yazmaları, kendileri açısından bir suçlama olurdu. Zira 'teşvik' varsa, bunun bir nedeni de vardır. Bizim teşvikimizin nedeni ise ordunun halka yönelik uygulamalarını reddetmemizdi." dedi.

Mahkeme süreçlerinin tamamen göstermelik olduğunu dile getiren eski Suriye Hava Kuvvetleri pilotu, karar açıklanırken bambaşka hükümlerin verildiğini, ortada gerçek anlamda bir yargılama bulunmadığını söyledi.

OĞLUMU İLK KEZ GÖRDÜĞÜMDE 16 YAŞINDAYDI

Yargılama sürecine dair detaylar veren Tatari, "Bizi yargılayan kişinin adı Süleyman el Hatib'di. Ne hakimdi ne de hukuk eğitimi almıştı. Avukat bile değildi. Kendisi sadece orduda görevli bir subaydı. Bizi o yargıladı." diye konuştu.

Tatari, ailesinden yıllarca ayrı kaldığını ve ailesinin kendisiyle görüşmek için büyük bedeller ödediğini anlatarak, "Ailemi göremiyordum. İlk kez 1997 yılında görebildim. 1981'de tutuklanmıştım. Oğlumu ilk kez gördüğümde 16 yaşındaydı. Bu görüşme için ailem 20 bin dolar ödemek zorunda kaldı." dedi.

‘GERÇEK ACIMIZ SAYDNAYA DEĞİL, TEDMUR'DU’

Cezaevinde geçirdiği yılları kronolojik olarak anlatan Tatari, ilk yıllarını istihbarat merkezinde geçirdiğini, ardından farklı cezaevlerine sevk edildiğini söyledi.

Tatari, Suriye'de adı kötü anılan birçok cezaevinde kaldığını belirterek, daha sonra bir buçuk yıl Mezze Askeri Cezaevi'nde kaldığını, ardından 15 yıl Tedmur (Palmira) Hapishanesi'nde, 10 yıl Saydnaya Cezaevi'nde, 5 yıl Adra Cezaevi'nde, 6 yıl Süveyda Cezaevi'nde ve son olarak 3 yıl Tartus Cezaevi'nde tutulduğunu ifade etti.

Raghid Ahmed Tatari, yaklaşık 43 yıl süren tutukluluğunun ardından son olarak Tartus Cezaevi'nden serbest bırakıldığını kaydetti.

Cezaevleri arasında en ağır şartların Tedmur Hapishanesi'nde yaşandığını belirten Tatari, kamuoyunda Saydnaya Cezaevi'nin öne çıkmasına rağmen kendileri açısından asıl büyük acının Tedmur olduğunu ifade etti.

‘İNSAN HER AN ÖLDÜRÜLEBİLİR’

Tatari, cezaevlerinde belirli hakların bulunduğunu ancak Tedmur'da hiçbir hakkın olmadığını vurgulayarak, "Aslında bizim asıl acımız Saydnaya Cezaevi değildi. Bizim gerçek acımız Tedmur Hapishanesi'ydi. Orası bir cezaevi değil, bir gözaltı merkeziydi. Cezaevinde en azından bazı haklarınız olur. Ama gözaltı merkezinde hiçbir hakkınız yoktur. İnsan her an öldürülebilir” ifadelerini kullandı.
Tatari, Tedmur'dan Saydnaya Cezaevi'ne sevk edildiklerinde şartların önceki döneme göre daha normal olduğunu belirterek, "Biz Tedmur'dan sonra Saydnaya'ya gönderildiğimizde, oradaki muamele normal sayılabilecek düzeydeydi. Çünkü orası gerçekten bir cezaeviydi, gözaltı merkezi değildi." dedi.

Ancak 2011 yılında başlayan devrim hareketinin ardından Saydnaya'daki uygulamaların da tamamen değiştiğini ifade eden Tatari, cezaevinin kısa sürede Tedmur'daki sisteme dönüştürüldüğünü söyledi.
2011 sonrasında tutuklananların maruz kaldığı ağır işkenceleri kendilerinin yaşamadığını belirten Tatari, "Biz eski mahkumları 2011 yılında sivil cezaevlerine naklettiler. Çünkü Saydnaya'ya artık subaylar ve askeri birlikler tarafından getirilen yeni tutuklular yerleştiriliyordu. Yaklaşık 20 gün sonra bizi Saydnaya'dan çıkardılar ve burayı tamamen askeri bir hapishaneye çevirdiler." dedi.

Saydnaya Cezaevi'nin üç katlı olduğunu ve her katta altı koğuş bulunduğunu belirten Tatari, toplam 18 koğuştan oluşan bu cezaevinin 2011 sonrasında tamamen farklı bir yapıya büründüğünü söyledi.

‘HER GÜN İŞKENCE’

Tedmur'da geçirdiği 15 yılın büyük acılar içinde geçtiğini ve en ağır yükün sürekli işkenceye tanık olmak olduğunu dile getiren Tatari, "Bunun üç buçuk yılı tamamen tek kişilik hücrelerde geçti. Tedmur'da yaşadığımız en büyük acı her gün gördüğümüz işkenceydi. Tavanlarda açılmış gözetleme delikleri vardı. Bizi 24 saat boyunca izliyorlardı." diye konuştu.

Tatari, 2011 yılında başlayan gösterilerin ilk aşamada tamamen barışçıl olduğunu vurgulayarak, halkın silahlı mücadeleden özellikle kaçındığını söyledi. Suriye'de yaşanan halk hareketlerinin 2011'de başlamadığını dile getiren Tatari, şöyle devam etti:

"Aslında devrim 1976'da başlamıştı. Ancak 1982 yılında büyük bir vahşetle bastırıldı. Halk susturuldu ama hiçbir zaman rejimi kabul etmedi. 2011'de halk ikinci kez fırsat bulunca devrim yeniden canlandı. Rejimin aşırı güç kullanması halkı silahlı çatışmaya sürükledi. İnsanlar buna mecbur bırakıldı. Başlangıçta hiç kimsenin silah taşımak gibi bir isteği yoktu. Çünkü Suriye halkı silahlı mücadelenin sonuçlarını biliyordu ve bundan korkuyordu. Herkes barışçıl bir devrim istiyordu."

‘BEN DE BİR GÜN ÇIKACAĞIMI HİSSEDİYORDUM’

Yıllar süren tutukluluk boyunca zaman zaman umudunu kaybettiğini anlatan Tatari, buna rağmen içinde her zaman özgürlüğe kavuşacağına dair güçlü bir his taşıdığını söyledi.

Tatari, bir gün mutlaka hapisten çıkacağına olan inancını koruduğunu anlatarak, şöyle konuştu:
"Allah insanın içine bazen farkında olmadan bir his yerleştiriyor. İnsan olacak şeyi tam olarak bilmez ama içinde bir sezgi oluşur. Ben de bir gün çıkacağımı hissediyordum. Nasıl olacağını bilmiyordum fakat son aylarda, özellikle son yıl içinde artık rejimin yıkılacağı çok net anlaşılmıştı. Ben en son Tartus Cezaevi'ndeydim. 43 yılın ardından çıktığımda insanlar benim çok sevindiğimi düşünüyor. Evet, çok mutluydum. Ama beni en çok sevindiren şey cezaevinden çıkmam değildi. Rejimin yıkılmasıydı. Cezaevinden çıktığımda bütün insanların benimle birlikte bayram yaptığını hissettim. Sanki herkes aynı anda özgürlüğüne kavuşmuş gibiydi."

Tartus'ta sokaklarda insanların devrim bayraklarıyla kutlamalar yaptığını anlatan Tatari, yıllarca cezaevinde kalmasına rağmen dışarıdaki insanların da büyük bir baskı altında yaşadığını düşündüğünü dile getirdi.

‘SABIRLI OLALIM’

Suriye halkına da mesaj veren Tatari, ülkede yaşanan geçiş sürecinde sabırlı olunması gerektiğini söyledi. Uzun yıllar süren baskının toplum üzerinde derin izler bıraktığını belirten Tatari, "Sabırlı olalım. Bugün birçok hata yapılıyor evet, uygulamalarda çok sayıda yanlış var. Ama bunların nedeni 60 yıl boyunca bu ülkede yaşanan baskı ve yolsuzluk düzenidir. İnsanların ruhu yoruldu. Toplumun içinde bozulmuş insanlar var. Belki bugün yönetimde de bu insanlardan bazıları bulunuyor. Bu geçiş döneminin doğal bir parçasıdır." diye konuştu.

Toplumun tüm kesimlerinin yeni dönemin parçası olduğunu vurgulayan Tatari, toplumun düzeltilmesinin biraz uzun süreceğinin ve düzelmeyenlerin ise zamanla kendiliğinden toplumdan dışlanacağının altını çizdi.

Kimsenin tamamen gözden çıkarılmaması gerektiğini söyleyen Tatari, "Biz insanlardan vazgeçemeyiz. İster bozulmuş olsunlar ister olmasınlar, görevimiz onları ıslah etmeye çalışmaktır." diye konuştu.

Ermenistan Başbakanı Paşinyan'dan Rusya açıklaması! 'Erivan'ın çıkarlarının üstünde olamaz' 443 metrede evlenme teklifi! Rus çift gözaltına alındı, taşıdıkları pankart dikkat çekti

Bu habere tepkini göster

Yorumlar 0

Yorum Yap

Yayınlanmaz
9 + 4 = ?

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!

mobil alt
Reklam