
MİLLİYET.COM.TR - ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada İran'a yönelik askeri operasyonların süreceğini belirterek, ABD ordusunun İran'ı "çok sert" şekilde vuracağını ve ülkenin savunma kapasitesinin büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini söyledi. Trump ayrıca, İran'ın en önemli petrol ihracat merkezlerinden biri olan Hark Adası ile bazı petrol altyapı noktalarının gelecekte ABD'nin kontrolüne geçebileceğini savunarak, petrol ve doğal gaz piyasalarında daha fazla kontrol hedeflediklerini ifade etti.
TRUMP'IN İRAN HEDEFİ VE VENEZUELA ÖRNEĞİ
Trump açıklamasında, "Amerika Birleşik Devletleri bu gece İran'ı (donanması, hava kuvvetleri, radarları, uçaksavar sistemleri ve diğer tüm savunma unsurlarıyla birlikte saldırı kapasitesinin büyük kısmı ortadan kalkmış olan İran'ı) çok sert vuracak. Çok uzak olmayan bir gelecekte ise Hark Adası'nı ve diğer petrol altyapı noktalarını ele geçirerek, Venezuela'da yaptığımız ve hem Venezuela hem de Amerika Birleşik Devletleri için harika sonuçlar veren uygulamaya benzer şekilde, İran'ın petrol ve doğal gaz piyasaları üzerinde tam kontrol sağlayacağız." şeklinde konuştu.
CHP'de hareketlilik! Özel'den yeni parti için telefon: Dicle Canova son kulis bilgisini aktardıPeki Trump neden tam da şimdi daha büyük saldırılarla tehdit ediyor? Trump neden İran için özellikle Venezuela örneğini veriyor? Kırıkkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Merve Suna Özel Özcan, Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Fatma Yeşilkuş ve Çanakkale Onsekiz Mart Üni. Öğr. Üy. Dr. Ufuk Necat Taşçı Milliyet.com.tr'ye değerlendirdi.

"AYRI MASALAR GİBİ SUNULSA DA TEK BİR BÖLGESEL KRİZ HATTI VAR"
Son birkaç gündür sahada karşılıklı saldırılar üzerinden kontrollü fakat giderek sertleşen bir tırmanma görüldüğünü söyleyen Doç. Dr. Merve Suna Özel Özcan, "Bu gece Trump’ın işaret ettiği adımlar gerçekleşirse, bu sıfırdan başlayan bir savaş değil; mevcut çatışma hattının yoğunluğu, hedef çeşitliliği ve stratejik etkisi artmış yeni bir aşaması olacaktır. Asıl sorun da burada: Ateşkesler artık çatışmayı bitiren değil, çatışmayı aralıklı ve yönetilebilir hale getiren ara mekanizmalara dönüşüyor. Gazze, Lübnan ve İran başlıkları birbirinden ayrı masalar gibi sunulsa da sahada birbirine bağlı tek bir bölgesel kriz hattı var." dedi.
"Bu nedenle sistem içinde uzlaşı söylemde kalırken, masa en başından itibaren eşitlikçi değil hiyerarşik bir mantıkla kurulmuş görünüyor." diyen Doç. Dr. Özcan, "En somut gösterge ise saldırıların yalnızca askerî hedeflerle sınırlı kalmaması; su tesisleri başta olmak üzere kritik altyapının da hedef alınmasıdır. Bu tablo, savaş hukukunun ve insani sınırların fiilen aşındığı bir zemini gösteriyor. Enerji, su, ulaşım ve haberleşme altyapısına yönelen her saldırı, krizi askerî olmaktan çıkarıp toplumların yaşam kapasitesini ve dayanıklılığını çökertmeye dönük daha ağır bir stratejik baskı aracına dönüştürüyor." açıklamasını yaptı.
"ÖNCE BASKIYI ARTIR, SONRA MASAYA OTUR"
Ortaya çıkan tablonun çok çelişkili olduğunu söyleyen Dr. Fatma Yeşilkuş, "Bir yandan ABD ile İran arasında perde arkasında geçici anlaşma görüşmelerinin ilerlediğini ve “anlaşmaya çok yakınız” ifadelerini değerlendirirken diğer yandan Trump çok sert açıklamalar yapıyor ve İran'ın enerji altyapısını hedef alma tehdidinde bulunuyor." dedi.
İran’dan yeni hedef listesi iddiası! Starlink ve Musk şirketleri"Tarih boyunca büyük güçler çoğu zaman "önce baskıyı artır, sonra masaya otur" yöntemini kullandı. Aslında bunu çok uzun süredir Trump’ın stratejisinde de görüyoruz." diyen Dr. Yeşilkuş, "Müzakere masasındaki pazarlık gücünü artırmak ve İran’ın elindeki kozları bertaraf etmek amacıyla bunlara şahit oluyoruz. Ancak burada daha önemli olan Trump'ın İran için Venezuela örneğini vermesidir. Çünkü Trump'ın İran için Venezuela örneğini kullanması tesadüfi değildir. Venezuela'da ABD'nin yaklaşımı yalnızca yaptırım değil, rejimin ekonomik sinir merkezlerine baskı kurma ve siyasi sonuç üretme stratejisiydi. Venezuela'da süreç doğrudan rejim değişikliği girişimiyle başlamamış; önce ekonomik kuşatma, enerji gelirlerinin baskılanması, deniz ve hava sahasının kontrol altına alınması ve devletin dış finansman kanallarının daraltılmasıyla ilerlemiştir. İran bağlamında da benzer bir mantık görülmektedir." şeklinde konuştu.
KEŞM ADASI DETAYI: ABD'NİN SALDIRILARI PLANSIZ DEĞİL
"Trump’ın şu an için bunu İran’a karşı bir baskı unsuru olarak yaptığını söyleyen Dr. Taşçı ise, "Bir diğer taraftan da ABD, şayet müzakere ihtimali tamamen ortadan kalkarsa diye hazırlık yaparcasına saldırılar düzenliyor. ABD, Keşm Adası başta olmak üzere İran’ın kıyı savunma kabiliyetlerini kısıtlamak üzere, özellikle planlaması yapılmış saldırılar yürütüyor. Dikkat ederseniz, özellikle Keşm, İran’ın kıyı savunma stratejisinin en kilit noktası. Buradaki askeri sistemler, radarlar, yeraltı füze depoları düşünüldüğünde ABD’nin saldırıları plansız değil. Dolayısıyla müzakere sürecinde İran’ın taviz vermekten kaçınması ve sürecin uzamasının Trump açısından hem içeride hem de dışarıda yarattığı sorunlar nedeniyle ABD şu an için zorlayıcı diplomasiyi tercih ediyor. Ancak İran’da rejimin son 1 senedir hiç olmadığı kadar halkı konsolide edebildiği bir tablo mevcut. Bir yandan Ali Hamaney’in öldürülmesi gibi bir gerçeklik ‘baba katili’ ile aynı masada oturmayı, olası sonuçları nedeniyle zorlaştırıyor. Diğer yandan ise İran’da müzakereye daha yatkın olan bürokratik-teknokratik ekibe alan tanınmıyor. Ancak Trump bu zorlayıcı diplomasiyi ve tehditlerle İran’ı sıkıştırarak masaya oturtma taktiğini abartacak olursa, artık ülkede devrim muhafızlarından ayrı tavır takınmak siyasi ve bürokratik unsurlar için de zorlaşacak." ifadelerini kullandı.
"VENEZUELA VURGUSU TESADÜF DEĞİL"
Trump’ın açıklamalarında Venezuela'ya vurgu yapmasının tesadüf olmadığını belirten Doç. Dr. Özcan, "Bu ifade, ateşkes masası olarak beklenen zeminden yeni bir çatışma dinamiğinin çıkabileceği gerçeğiyle okunmalıdır. Çünkü Trump, Venezuela dosyasında baskı, enerji ve rejim kırılganlığı üzerinden istediği sonucu almaya çalıştı; bugün İran başlığında da benzer bir stratejik mantığı devreye sokmak istiyor.
Araç muayene istasyonunda polisin hayatını kaybettiği olayda yeni gelişme! Hakimden sanığa: 'Siz kabadayı mısınız?'Daha önemlisi, Trump’ın bugüne kadar “America First” olarak sunduğu politika, sahada giderek “Israel First” çizgisine dönüşmüş görünmektedir. Ancak bu destek yalnızca İsrail’in güvenliğiyle sınırlı değildir; ABD aynı zamanda bu krizden kendi adına maksimum jeopolitik ve jeoekonomik faydayı üretmeye çalışmaktadır. Bu faydanın merkezinde ise Hürmüz’ün kontrolü, enerji akışının yönetimi ve bölgesel güç dengesinin Washington lehine yeniden şekillendirilmesi yer almaktadır." ifadelerini kullandı.

HARK ADASI NEDEN ÖNEMLİ?
Dr. Yeşilkuş, "Bugün gelinen noktada Hürmüz Boğazı'nın karşılıklı kapatılması ve Trump'ın İran'ın enerji altyapısını hedef alma, hatta İran'ın ana petrol ihracat merkezi olan Hark Adası'nı ele geçirme tehdidinde bulunması, çatışmanın yalnızca askerî değil aynı zamanda ekonomik merkezli yürütüldüğünü göstermektedir. Hark Adası, İran petrol ihracatının kalbi niteliğindedir ve Washington açısından buraya yönelik baskı, Tahran'ın Hürmüz kartını etkisizleştirmeyi amaçlayan stratejik bir hamle olarak değerlendirilebilir. Dolayısıyla hedef yalnızca askerî caydırıcılık değildir. İran'ın enerji gelirlerini sınırlamak, savaş finansmanını zorlaştırmak ve ekonomik kapasitesini aşındırarak siyasi taviz vermeye zorlamak da stratejinin önemli bir parçasıdır." dedi.
İRAN, VENEZUELA GİBİ OLUR MU?
Ancak en nihayetinde Venezuela’daki lider değişikliğini İran’da gerçekleştirememiş olan bir ABD'nin karşımızda olduğunu belirten Dr. Yeşilkuş sözlerini şöyle tamamladı; "Maduro’ya gerçekleştirilen müdahale ile İran’da benzer bir sonuç alınmasını mümkün görmemekteyim. Çünkü İran'da, savaşın ilk dönemlerinde üst düzey askerî ve güvenlik kadrolarında ciddi kayıplar yaşanmasına rağmen devlet yapısı çökmemiş, rejim ayakta kalmış ve alternatif bir yönetim modeli ortaya çıkmamıştır. Bu nedenle İran'ın akıbetinin birebir Venezuela ile aynı olacağını söylemek analitik açıdan isabetli değildir.
Daha doğru bir değerlendirme, Washington'ın Venezuela'da kullandığı ekonomik baskı ve enerji kontrolü araçlarını İran'a uyarlamaya çalıştığı; ancak İran'ın jeopolitik konumu, nüfusu, askerî kapasitesi ve bölgesel ağları nedeniyle iki ülke arasında önemli yapısal farklılıkların bulunduğunu kabul etmektir. Bu nedenle benzer yöntemlerin uygulanması, benzer sonuçların ortaya çıkacağı anlamına gelmemektedir."

"TRUMP BU İŞİ NİHAYETE ERDİREBİLİR"
"Bütün unsurları marjinalize edilmiş bir İran gerçeği ile karşılaşabiliriz" diyen Dr. Taşçı, "ABD ne kadar saldırsa ve tahribat üretse de savaş daha büyük ve etkili şekilde yayılabilir. Tabii ki, İran’ın da ABD saldırılarına Körfez’i hedef alarak cevap vermesi hatasını unutmamak gerekir. ABD’nin tansiyonu daha da yükselteceği bir ortamda İran da karşılıklarını muhatapları dışındaki aktörlere vererek bölgede kendisine karşı oluşan algıyı kendi eliyle büyütüyor.
ABD bir yandan İran’a askeri saldırılar aracılığıyla baskı uygularken, İran da yanıtlarını Körfez’e yayarak adeta Vaşington’a "gollük orta" yapıyor diyebiliriz amiyane tabirle. Bu ortam şu an ABD’nin sonuç alabilmek adına en güvendiği son seçeneği teşkil ediyor. Şayet bu da olmazsa, ABD’nin Trump’ın bahsettiği ve bahsetmediği sertlikte bir strateji ile bu işi nihayete erdirmek isteyebileceğini düşünüyorum. Çünkü ABD de bu süreçte askeri, siyasi ve sosyolojik açıdan kendisini hegemonya mücadelesinde zaafiyete düşürecek derecede enerji ve kredi kaybetti." açıklamasını yaptı.






Yorumlar 0
Yorum Yap
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!